1 Mart 2018 Perşembe

Şubat ayı filmlerim ♥


Beni yakından tanıyanlar iyi bilirler. Tam bir sinema tutkunuyumdur. Bugüne kadar sayısız film izledim. Bebekten sonra bu durum biraz değişti tabii.. Film izlemek şöyle dursun yarım saat kesintisiz tv (televizyonla aram hiç yoktur ama belgesel izlemeyi çok severim) izlediğimi bile hatırlamıyorum. 
Kardeşimin askerden gelmesi ve ameliyat olması nedeniyle annemlerde kaldığım iki haftaya beş film sığdırdık. Sağ olsun annem bir s.o.s. görevi görerek zor durumlarda Masal'la ilgilendi.
Bana da özlediğim o eski günlerdeki gibi kardeşimle film keyfi yapmak düştü.




İlk olarak 'It' - 'O' filmini izledik.
Allah'ım ne berbat bir filmdi. Yemin ediyorum o iki saatime acıdım. Hayır, bunun neresini o kadar övdüler ve bu filmin neresine o puanı verdi sevgili imdb anlayamıyorum. Eski yapımı daha iyiydi diyebilirim. Filmi izlememde izleyen arkadaşların yoğun övgüleri ve imdb 'nin verdiği 7,5 puan çok büyük bir etkendi. Bir de koulrofobim (Palyaço korkusu) olunca dedim ki, 'İyi bari korkabileceğim bir film olur.' (Korku filmlerini çok severim. Ama tabii kolay kolay korkmuyorum o ayrı bir mevzu.)
İzledik. Film bir türlü sarmıyor. Çocuk filmi gibi. Çocuk bile korkmaz yani. O derece. Bazı sahnelerde arkadan "böööö" diye yaratık çıkıyor falan. Sadece palyaçonun o tipsiz suratı beni çok rahatsız etti. Onun dışında korkulacak izlenecek hiçbir yanı yok filmin. Daha çok midemi bulandırdı. O iki saatime acıdım resmen. imdb'ye olan saygım da bitti.. 

Filme puanım 1/5




Wonder

Aynı ismiyle olan kitabını okumak isterdim aslında ama bir türlü nasip olmadı. Bende filmini izledim. Dış görünüşü ve farklılığı nedeniyle zorlu süreçlerden geçen bir çocuğun duygusal hikayesi anlatılıyor filmde. Şikayet ettiğimiz sıradanlık bazı insanların tek hayali olabilir. Filmde de yüzü deformasyona uğramış bir çocuğun sıradan olabilmek için sarf ettiği çabayı izliyoruz. 
Çok çok güzel bir filmdi. Tam da ailenizle oturup şöyle güzelce film keyfi yapacağınız türden bir film. İnsanın bakış açısını tamamen değiştiren, duygusal bir yolculuk. Anneyseniz daha çok etkileniyorsunuz filmden. Çoğu sahnesinde çok duygulandım ve hatta ağladım. Bilemiyorum anneliğin verdiği duygusallık mı yoksa hikayenin güzelliği mi? Sanırım ikisinden sebep film çok etkileyiciydi. İyi ki izlediğim dediğim filmler arasına girdi.

Filme puanım  5/5






Dangal

Sinemasına gitmeyi çok istemiştim. Ama bebişli olmak içini çeke çeke filmin nete düşmesini beklemeyi gerektiriyordu tabii :) Aamir Khan muhteşemliği diye bir şey var :) 
Her filmini izlediğimden ve her filmini çok çok beğendiğimden bu filmi de sabırsızlıkla bekledim. 
Dangal'da bir baba-kız ilişkisi, azim hikayesinden ziyade pek çok sosyal mesaj buluyorsunuz. Zaten Aamir Khan'ın filmlerinde en sevdiğim şey de bol bol sosyal mesajlar veriyor olması. Filmde "kadın" olmanın zorluklarına ve kadınlara yapılan muameleden bahsetmiş Aamir Khan. Çok sevdim. Başta güreşli falan görünce bi tereddüt ettim "Ay bu ne güreş mi izleyeceğim şimdi?" diye ama filmin sonunda kendimi heyecan içinde güreş müsabakası için kıpırdanırken buldum. Yine ailecek izlenebilecek çok güzel bir film. "3 idiots" , "PK", "Taare Zameen Par" ve "Ghajini" kadar etkileyici olmasa da ben çok beğendim.

Filme puanım  4/5






Arama Sonuçları

Mein Blind Date mit dem Leben


Çok şey beklemeden vakit geçirmek için izlediğim bu film beklediğimden iyi çıktı desem abartmış olmam sanırım.. Filmde görme engeline rağmen hayallerinin peşinden koşan bir genç adamın hikayesi konu edilmiş. Filmde bol bol empati yapıp şükrediyorsunuz. Ve ben film boyunca kendime kızdım. Hayallerimi gerçekleştirme konusunda ne kadar pasif davrandığımı filmi izleyince daha iyi anladım. Hayatta bazen hırslı olmak gerekiyor.. (Tabii dozunda.) Kurgu ve hikaye olarak çok güzel olsa da filmdeki bazı minik sahneler itibariyle aileyle izlenebilecek bir film değil sanırım.

Filme puanım  4/5






The Help

Konusu itibariyle çokça ilgimi çeken bir filmdi. Puanının da güzel olması beni teşvik edince en son izlediğim film The Help oldu. Filmin ana konusu 60'larda yaşanan ırkçılık, farklı bir bakıç açısıyla ele alınmış. Beklediğimden çok çok daha iyi bir filmdi. Ana karakterin yazma sevdası, 60'lı yıllara olan sevgim ve hayranlığım, ırkçılık konusundaki hassasiyetim, kıyafetler, eşyalar ve saymadığım daha nice detaylar filmi sevmemde çok çok etkiliydi. Çok başarılı ve ağır bir film. Aslında herkesin kolay kolay beğeneceği türden bir film değil. Bazıları izlenebilir bulabilirler. Bu zamana kadar sayısız film izlemem bana sinema konusunda oldukça çok şey kattı. Farklı açılardan değerlendirdiğim için filmi çok başarılı buldum. İyi ki izledim dediğim filmlerden oldu tabii :)

Filme puanım  5/5





27 Şubat 2018 Salı

Evde kokulu kavanoz mum yapımı ♥


Mumları çok seviyorum. Özellikle kavanoz mumları çok daha seviyorum. Hem şık hem de kullanışlı. Ama gelin görün ki kavanoz mumların fiyatları gereksiz pahalı. Açıkçası minicik bir kavanoz muma 30 lira gibi bir meblağ vermek bana çok gereksiz geliyor. Uzun süredir aklımdaydı. Fikri Pinterestte görüp yapılacaklar arasına not etmiştim. Ama Masal kuştan bir türlü fırsat bulup da yapamamıştım. Hatta fotoğraftaki kavanozu da tam olarak bu sebepten almıştım. 
Gel gelelim nasıl yapıldığına...

Malzemeler:
Kullanmadığınız, gözden çıkardığınız mumlar ya da artan mum parçaları
Kavanoz ya da mumu koyacağınız herhangi bir kap
Benmari usulü eritmek için mini boy bir tencere 
Kap küçükse kürdan, büyükse çöp şiş 
Koku vermek için herhangi bir esans 
(Benim elimde lavanta esansı olduğu için onu kullandım.)
Renk vermek için pastel poya 
(Ben renkli mum kullandığım için pastel boyaya gerek kalmadı ama siz beyaz mum eritip renk verecekseniz şayet istediğiniz renk pastel boyası kullanabilirsiniz.)

Yapılışı:
İlk önce mumları küçük parçalar halinde kırıyoruz. İpini dikkatli bir şekilde çıkarıyoruz. Ki daha sonra bunu kullanacağız. (Bunun için hazır mum ipleri de satılıyor temin edebilirseniz o şekilde de yapabilirsiniz.)
Benim kullandığım kavanoz ısıya dayanıklı olduğu için benmari usulü eritmek istediğim tencerenin içine direkt koydum. Sizin kullanacağınız kap ya da cam obje ısıya dayanıklı değilse karton bardakta ya da aleminyum folyo ile kaplı cam kasede eritebilirsiniz. Mumlar tamamen eriyene kadar bekliyoruz. 
Bu arada renk verecekseniz şayet istediğiniz renkteki bir pastel boyayı ikiye üçe bölüp mumların içine atıyorsunuz. Birlikte eriyecekler..


Bu sırada ipimizi hazırlıyoruz. (Ben ipin sabit ve iyi durması için minik yuvarlak mumların dip kısmındaki ince metal parçayı çıkardım ve ipimi ona taktım. Belki size de fikir olur :)


Mumu da kattım tabii :) Ziyan olmadı...


Erittiğiniz kap ısıya dayanıklı değilse mumu sonradan boşaltacağınız için mum ipini bu şekilde hazırlıyoruz. Eğer ısıya dayanıklı ve mumu direkt kapta erittiyseniz ipi sonradan koyuyoruz. Sonradan koyma işleminde yine uzun çöp şişle düzeltme işlemine yardımcı oluyoruz.

Mumlar tamamen eridiğinde koku vermek için herhangi bir esanstan 4-5 damla döküyoruz. Ben lavanta esansı kullandım. Evde sadece lavanta esansı olduğu için. Ama portakal, Hindistan cevizi, yasemin, kayısı, vanilya ve kahve kokuları da çok hoş oluyor :) 
Biraz karıştırdıktan sonra mumu alıyoruz. Kendi kabındaysa içine dikkatli bir şekilde ipini koyuyoruz. Tam ortasına gelecek şekilde koymaya dikkat ediyoruz. Başka bir kaba alacaksak ipini de hazırladığımız kaba dikkatlice döküyoruz tamamen sıvı şekilde olan mumumuzu.. 
Ben tercihen  içine limon servi yaprakları serpiştirdim. Siz kurumuş çiçek ya da diğer otlardan, yapraklardan da koyabilirsiniz. Çok dekoratif ve zarif duracaktır. 



Daha sonra mumumuzu donmaya bırakıyoruz. 



Ve mumumuz hazır :)



Ben çok sevdim. Birkaç rengini daha yapacağımdan emin olabilirsiniz.


Sizde denerseniz şayet fotoğrafını bana göndermeyi unutmayın olur mu? :)

Sevgiler ♥

9 Şubat 2018 Cuma

Zeynep Masal için diktiğim elbise


Masal'a diktiğim ilk elbise ♥
Dikerken inanılmaz keyif aldım. Ama biraz küçük dikmişim. İçine zor girdi (Bildiğin koca göbüşten zor oldu elbise). İki hafta sonra içine giremeyecek büyük ihtimalle. Ama olsun. Şu fotoğraflar bile yetti yani :) 

İnstagrama koyar koymaz bir sürü mesaj ve yorum aldım elbise ile ilgili. Çok çok beğenildi. İtiraf etmem gerekirse kol detayları dışında hemen hemen her detayını bende çok beğendim, sevdim.

Gelen sorularda, 
Kalıbı nereden aldınız?
Nasıl diktiniz?
Kursa gittiniz mi?
Kaç yıldır dikiş dikiyorsunuz?

gibi sorular vardı.

Kısaca bahsedeyim dikiş maceramdan o zaman..
Dikiş serüvenim taa çocukluğuma dayanıyor aslında. Küçücük bir kızken bebeklerime kıyafetler dikerdim. Bence bunu hemen hemen her kız çocuğu yapmıştır. Benimki biraz farklıydı tabii.. Elimden iğne-iplik ve makas hiç düşmezdi. Hatta her yerden iğne çıkardı. Bugün hala konuşur, gülüşürler bizimkiler. Hemen hemen her yerden çıkan iğneler yüzünden bir kaza yaşamadıklarına şükrederler hatta :) 
Neyse, çocukluğumdan ergenliğe kadar uzanan dikiş maceram üniversiteden mezun olduğum sene annemin bana dikiş makinesi hediye etmesiyle nirvanaya ulaştı desem abartmış olmam. Öyle sevindim, öyle mutlu oldum ki alındığı gün başına oturup her şeyini karıştırdım. Karıştıra karıştıra öğrendim. Normalde içinden kullanma kılavuzunun yanında nasıl kullanılacağına dair bir dvd çıkmıştı ama laptopumdaki bir problemden dolayı bir türlü açamamıştım. Dolayısıyla yaklaşık 2-3 gün makinenin başında pinekleyerek kendi kendime öğrendim. Hatta diktiğim ilk şey bir etekti. Bildiğiniz yüksek bel kloş bir etek dikmiştim. Bizimkiler şok tabi :) 
Kursa gitme ihtiyacı duymadım sonralarda. Çünkü istediğim çoğu şeyi dikebiliyordum. Makineyi kendi kendime öğrenmiş, kalıpsız, patronsuz ne istiyorsam göz kararı dikiyordum. Hala da öyle dikiyorum..

Neyse, yaklaşık 8 senedir aktif bir şekilde dikiş makinesi kullanıyorum. Ve bu sene neden bir dikiş kursuna gidip de kendimi daha da geliştirmedim diye kızdım kendime. Masal'dan fırsat bulabilirsem önümüzdeki zamanlarda bir dikiş kursuna  gidip kendimi daha da geliştirmek istiyorum. Çünkü çoook eksiklerim var. Öğrenmem gereken çok şey var. Mesela kalıp çıkarmak, patronla dikiş yapmak.. Bunlar büyük kolaylık sağlayacak bana.

Ve bu elbiseyi de kalıpsız, göz kararı diktim desem yeridir. Pinterestte gördüğüm bir bebek elbisesinden ilham alarak Zeynep Masal'ın bir elbisesinin boyunu ölçüp ona göre uyarladım. Yani herhangi bir kalıp yok... 

İlham aldığım elbiseye buradan bakabilirsiniz. 

Çok çok öncelere dayanıyor aslında vintage bebek elbiselerine karşı olan hayranlığım. İzlediğim Country  filmlerdeki bebeklerin kıyafetlerini görünce hep, ilerde bir kızım olursa ona hep böyle elbiseler dikeceğim derdim. :) Hayale bak! 

Ve çok şükür ki nasip oldu :) 
Bu minnoş elbiseyle başlangıç yaptım. Devamının geleceğinden emin olabilirsiniz..


Şimdi elbisenin birkaç detay fotoğrafıyla ve Masal'ın üzerindeki haliyle sizi başbaşa bırakıyorum. 


Alt kısma fisto ekledim. Öne kemer detayı ekledim.


Öndeki kemeri uzun tutup arkada fiyonk olmasını sağladım.


Kol detayı pek hoşuma gitmedi, fazla büyük ve salaş oldu. 


-Sen napııııyosuun yaaa? " der gibi bakmamış mı? :d



Tam oyuncak bebek :) Aşkım benim ♥


Saç bandımız da şahane uyum sağladı elbisemize...
Nasıl naif nasıl zarif..
Bayıldımmmm ! ♥


Merak edenler için saç bandımız @aguutr 'nin şaheseri ♥




Arkasına ahşap kalpli düğme detayı ekledim. Çok minnoş oldu :)
Ayrıca oradan fırlayan ipliği maruz görünüz. Kesmeyi unutmuş olmalıyım..
Minik kelebeğim bu yaz çiçek gibi gezecek ♥ 

Kullandığım dikiş makinesi: Singer Promise 1408
Elbise için kullandığım kumaş: Nevresimlik kumaş-poplin
(Kumaşları Ankara'daki kumaş mağazalarından temin ediyorum. İnternetten kumaş almıyorum. Çünkü mutlaka dokunup boyunu, enini, kalitesini görmem lazım.)
Pinterest kullanıcı ismim: baharyildizi

Sevgiler ♥

19 Ocak 2018 Cuma

Bebekli Hayat Nasıl Gidiyor?





Uzun bir aradan sonra merhaba :)
Bebekli hayatta en çok özlediğim şeylerden biri de oturup şööyle uzun uzun yazmak oldu şüphesiz. 
Bebekle ne ara dolu dolu koca 8 ay geçti anlamadım bile. Ben hala o müthiş uykusuz gecelerde, gaz sancılarıyla dolu günlerde takılı kaldım. Hani şu buram buram süt koktukları zamanlarda... Ne çabuk geçiyor günler. Hele de bebekle sanki ışık hızında. İnsan çok özlüyor inanın. Taze anneler ne olur ne olur tadını çıkarın her hem de her anın... O süt kokularını, çaresiz minicik hallerini delicesine özlüyor insan. Doya doya yaşadım evet, her anın tadını çıkararak hem de... Ama sürekli, "Keşke daha güzel yaşasaydım, keşke tadını daha iyi çıkarsaydım." derken buluyorum kendimi. Bu süreçte o kadar çok şey öğrendim ki.. Öğrendiğim en iyi şey; herkesin her şeyi benden daha iyi bildiği ve benim bebeğimi benden daha çok önemsedikleriydi (!) Okuyan, araştıran ve kendini geliştirmeye çalışan her anne zaten bebeği için en iyisini yapmaya çalışıyordur. İstemediği müddetçe tavsiye vermenin çok gereksiz olduğunu düşünüyorum. Hele de şu "naçizane tavsiyeler" ve "bence şöyle yapın, bence böyle daha iyi" ler yok mu? Çıldırıyorum! Neden çıldırıyorum söyleyeyim.. Çünkü ben zaten biliyorum. Ama kendi tercihlerime göre yaşıyorum. Ve tavsiye istemiyorum. İstediğimde de verilmiyor ha o tavsiyeler.. Valla bak :) Bir iki kez bir konuda tavsiye istemiştim, kimseden çıt yok. Ama bir fotoğraf paylaşıyorum, çat! Yapıştırıyor son derece gereksiz bir 'tavsiye'. E be güzel kardeşim, istediğimde neden vermiyorsun? İşte bu sebepten tavsiyelerin tavsiye amacıyla verildiğini düşünmüyorum çoğu zaman. Her neyse, bu süreçte anneliğimi sorgulayan, kötü anne ilan eden, haddi olmadan gereksiz şeylere ve dahi özelime karışanlar bile oldu. Çok komik gerçekten :) İnsanlar ne kadar kolay yargılama ve müdahale etme durumundalar. İnanın yanlış olduğuna adım gibi emin olduğum bir durumda bile karşımdaki insana "sormadıkça" tavsiye vermiyorum, anneliğini yadırgamıyorum ve karışmıyorum.
Bir bebeği en iyi o bebeğin annesi tanıyabilir, sevebilir. Dolayısıyla iyisiyle kötüsüyle bebeği için çabalayan bir anneyi yargılamak vicdansızlığın kralıdır. Yapmayın..
Bir de bu süreçte sürekli kıyaslamalara maruz kaldım. "Benim bebeğim şöyle, Masal nasıl?" "Şunun kızı böyle, Masal neden böyle?" "Masal erken oturmuş, benim bebeğim neden oturmuyor hala?" "Kilosu kaç?" "Emiyor mu?" "Uykusu nasıl?" "İnce motor becerileri ne durumda?"
Uuuuffff...
"Her bebek ve gelişimi farklıdır."demekten ben bıktım, onlar sormaktan bıkmadılar. Muhakkak kıyaslamak için sormayanlar da oluyor. Ama geneli kıyas derdinde ve bunu üsluptan anlıyorsunuz zaten.. Açıkçası ben kimsenin -en yakın arkadaşımın bebeğini bile- merak etmiyorum. Hele ki kıyaslamak zaten başlı başına saçma bir olay. Aynı anneden doğan bebekler bile dev farklıyken birbirinden ne kadar doğrudur başka bebekleri birbiriyle kıyaslamak?

Her şey göründüğü gibi değil tabii.. İnsanlar gördükleri kadar sanıyor hayatını. Masal hep gülen, hiç ağlamayan, bol bol uyuyan, hiç sıkıntı çıkarmayan bir bebek; ben de hep mutlu, hep pozitif, hep düzenli, hep aktif gibi görünüyorum insanların gözünde. Ama işte gerçekler öyle değil. Defalarca da yazıyorum bu konuda. Maalesef ben de her anne gibi her şeye yetişemiyorum. Hatta bazen kahvaltıyı öğleden sonra yaptığım, evi günlerce süpüremediğim, kendime 5 dakika bile vakit ayıramadığım, akşama yemek yapamadığım günler oluyor. Ama işte buna hayıflanmak yerine o günü ne olursa olsun güzel geçirmeye çalışıyorum. Sonuçta zaman öyle veya böyle geçiyor ve hızına yetişemiyorum. Masal'ın mutlu bir bebek olarak büyümesi için çok çabalıyorum ama kendimi ve sevdiklerimi de ihmal etmemeye çalışıyorum.

Bazen denk geliyorum sosyal medyada anneler şahane! Saçlar hep lülük lülük hep fönlü, hep full makyaj, hep gezmelerde, ev zaten şahane temiz, bebek desen musmutlu... Yani bakıyorsunuz her şey dört dörtlük. Hatta mükemmel ötesi.. Yok canlarım o işler öyle olmuyor işte. Şimdi birbirimizi kandırmayalım. Yani bakıyorsunuz kendinizi eksik hissediyorsunuz, çünkü her gün dışarı çıkmak bir yana bebekle dışarı çıkabildiğiniz zamanlarda halay çekesiniz geliyor sevinçten.. Her gün saçlar lülük lülük gezmek bir yana birkaç gün duşa giremediğiniz oluyor. Bu böyle uzar gider.. Ama inanın aslında hiçbir şey göründüğü gibi değil. Yani mükemmel anne gibi görünmeye çalışmaktan başka bir şey değil. Çünkü mükemmel anne diye bir şey yoktur.Ya bir Katya var o evlerde; yemeğe, temizliğe bakan ya bir şeyleri yarım yapıyor ya da gerçekten doğa üstü güçlere sahip! E 3. şık imkansız olduğuna göre geriye kalıyor 2 şık. Her şeyi aynı anda mükemmel yapabilen anne yoktur canlarım. Kendinizi hiç üzmeyin bu konuda. Yani bakıyorsunuz böyle mükemmel annelere kendinizi eksik, yetemiyormuş gibi hissediyorsunuz ya, yapmayın! Çünkü siz bebeğiniz, eviniz, sevdikleriniz ve kendiniz için elinizden geleni yapıyorsunuz! Önemli olan bu! Varsın saç baş lülük lülük olmasın her gün, varsın fellik fellik gezemeyelim bebeklerle her gün, varsın akşama 3 çeşit yemeğimiz olmasın, varsın bruch yapamayalım kankilerle... Biz gerçek birer anneleriz... Ve bence bu mükemmel olmaktan çoook daha güzel!

Bebekli hayat benim için Masal büyüdükçe daha da güzelleşti diyebilirim. Çünkü büyümesine tanıklık etmek, onunla hayatı yeniden keşfetmek çok keyifli.. Verdiği tepkilerden hiç bahsetmiyorum bile! Babası her akşam geldiğinde sevincini görmeniz lazım! Çıldırıyoruz! :) Masal mutlu bir bebek ama mutlu olduğu kadar da çok inat bir bebek.. Bazen ne yapacağım diyorum ben bu minnoşun inadıyla :)
Ek gıda bizim için çok güzel ve değişik bir süreç oldu. Bu konuda detaylı bir yazı gelecek efendim kısa sürede.. Ama şimdilik şunu söyleyebilirim ki ek gıda bizim için kurtarıcı oldu. Bu sayede artık anneme bırakıp eşimle baş başa vakit geçirebiliyoruz. :)
Bebekli hayat çoook güzel.. Ve çoook zor! Büyüdükçe daha da keyifli oluyor evet ve aynı orada daha da zorlaşıyor. Çünkü keşfetmek istiyor, ilgi istiyor, oyun istiyor ve dahası asla yalnız kalmak istemiyor! :)
Onun ihtiyaçlarını karşılamak ve mutlu etmek şuan tek önceliğimiz olsa da kendimizi de ihmal etmiyoruz. Çünkü hep denildiği gibi, mutlu ebeveynler= mutlu bebekler

Bebekli hayat nasıl gidiyor derseniz?
Kabuklu badem yemek gibi derim..
Zorlanıyorsunuz kabuğunu kırarken ama içindeki yemişi bir tatlı bir tatlı ki..
:)

15 Eylül 2017 Cuma

Zeynep Masal için hazırladığım hediyelikler ♥



Meleğim için her birini büyük bir özen ve sevgiyle hazırladığım hediyeliklerim çok sevildi. Gerek renkleri gerek detayları insanın içine huzur veriyor doğrusu. İyi ki hamileyken yapmışım dedim kendi kendime.. Malum bizim miniş erken geldi. Benim için inanılmaz bir kolaylık oldu önceden hazırlamış olmam.
Aslında her şeyin pembe olmasını çok da sevmiyorum..
Ama bu iki kumaşı kombinlemek inanılmaz hoşuma gidiyordu. Hediyeliklerde de kullanmam gerektiğini düşündüm. Araya biraz mint ve fuşya katarak pembeliği kırdığımı düşünüyorum. 
Ben çok severek yaptım ve çok içime sindi. Her ama her detayını kendim yaptım. 
Tamamen el emeğim ve benden izler taşısın istedim..
İstediğim gibi de oldu. 
Pek hoş oldu.


Bu fikri pinterestte gördüm. Çok hoşuma gidince tabii hemen işe koyuldum.. Minik kavanozlar, kumaşlar, inci boncuklar ve içine koyacağım badem şekerleriyle yapımı basit inanılmaz şirin bir hediyelik oldu.






Eski bir grafiker olarak etiket tasarımını da kendim yaptım. (Merak edenler için Corel Draw'da tasarladım.)
Basım işlemini canım arkadaşım @fatmanurrdemirsoy yaptı. 
Bu tarz etiketler ve daha fazlası için kendisine ulaşabilirsiniz..






Benim meşhur kapli lavanta keselerimi bilmeyen yoktur sanırım :)
Bu sefer kendim için yaptım..









Kalabalık olması ihtimali üzerine farklı bir çeşit daha lavanta keseleri diktim. Aynı kumaş kombinleri, saman ipi ve dantel detaylarıyla pek tatlı oldular..









Hediyeliklerimin en minnoşları sanırım..
Eşimle pek severek yaptık. Süslemelerini büyük bir heves ve titizlikle yaptım. İçine kiraz ağacı kokulu kolonya aldık. Pek güzel kokan, pek güzel ve pastel görünen hediyelik oldular..