19 Ocak 2018 Cuma

Bebekli Hayat Nasıl Gidiyor?





Uzun bir aradan sonra merhaba :)
Bebekli hayatta en çok özlediğim şeylerden biri de oturup şööyle uzun uzun yazmak oldu şüphesiz. 
Bebekle ne ara dolu dolu koca 8 ay geçti anlamadım bile. Ben hala o müthiş uykusuz gecelerde, gaz sancılarıyla dolu günlerde takılı kaldım. Hani şu buram buram süt koktukları zamanlarda... Ne çabuk geçiyor günler. Hele de bebekle sanki ışık hızında. İnsan çok özlüyor inanın. Taze anneler ne olur ne olur tadını çıkarın her hem de her anın... O süt kokularını, çaresiz minicik hallerini delicesine özlüyor insan. Doya doya yaşadım evet, her anın tadını çıkararak hem de... Ama sürekli, "Keşke daha güzel yaşasaydım, keşke tadını daha iyi çıkarsaydım." derken buluyorum kendimi. Bu süreçte o kadar çok şey öğrendim ki.. Öğrendiğim en iyi şey; herkesin her şeyi benden daha iyi bildiği ve benim bebeğimi benden daha çok önemsedikleriydi (!) Okuyan, araştıran ve kendini geliştirmeye çalışan her anne zaten bebeği için en iyisini yapmaya çalışıyordur. İstemediği müddetçe tavsiye vermenin çok gereksiz olduğunu düşünüyorum. Hele de şu "naçizane tavsiyeler" ve "bence şöyle yapın, bence böyle daha iyi" ler yok mu? Çıldırıyorum! Neden çıldırıyorum söyleyeyim.. Çünkü ben zaten biliyorum. Ama kendi tercihlerime göre yaşıyorum. Ve tavsiye istemiyorum. İstediğimde de verilmiyor ha o tavsiyeler.. Valla bak :) Bir iki kez bir konuda tavsiye istemiştim, kimseden çıt yok. Ama bir fotoğraf paylaşıyorum, çat! Yapıştırıyor son derece gereksiz bir 'tavsiye'. E be güzel kardeşim, istediğimde neden vermiyorsun? İşte bu sebepten tavsiyelerin tavsiye amacıyla verildiğini düşünmüyorum çoğu zaman. Her neyse, bu süreçte anneliğimi sorgulayan, kötü anne ilan eden, haddi olmadan gereksiz şeylere ve dahi özelime karışanlar bile oldu. Çok komik gerçekten :) İnsanlar ne kadar kolay yargılama ve müdahale etme durumundalar. İnanın yanlış olduğuna adım gibi emin olduğum bir durumda bile karşımdaki insana "sormadıkça" tavsiye vermiyorum, anneliğini yadırgamıyorum ve karışmıyorum.
Bir bebeği en iyi o bebeğin annesi tanıyabilir, sevebilir. Dolayısıyla iyisiyle kötüsüyle bebeği için çabalayan bir anneyi yargılamak vicdansızlığın kralıdır. Yapmayın..
Bir de bu süreçte sürekli kıyaslamalara maruz kaldım. "Benim bebeğim şöyle, Masal nasıl?" "Şunun kızı böyle, Masal neden böyle?" "Masal erken oturmuş, benim bebeğim neden oturmuyor hala?" "Kilosu kaç?" "Emiyor mu?" "Uykusu nasıl?" "İnce motor becerileri ne durumda?"
Uuuuffff...
"Her bebek ve gelişimi farklıdır."demekten ben bıktım, onlar sormaktan bıkmadılar. Muhakkak kıyaslamak için sormayanlar da oluyor. Ama geneli kıyas derdinde ve bunu üsluptan anlıyorsunuz zaten.. Açıkçası ben kimsenin -en yakın arkadaşımın bebeğini bile- merak etmiyorum. Hele ki kıyaslamak zaten başlı başına saçma bir olay. Aynı anneden doğan bebekler bile dev farklıyken birbirinden ne kadar doğrudur başka bebekleri birbiriyle kıyaslamak?

Her şey göründüğü gibi değil tabii.. İnsanlar gördükleri kadar sanıyor hayatını. Masal hep gülen, hiç ağlamayan, bol bol uyuyan, hiç sıkıntı çıkarmayan bir bebek; ben de hep mutlu, hep pozitif, hep düzenli, hep aktif gibi görünüyorum insanların gözünde. Ama işte gerçekler öyle değil. Defalarca da yazıyorum bu konuda. Maalesef ben de her anne gibi her şeye yetişemiyorum. Hatta bazen kahvaltıyı öğleden sonra yaptığım, evi günlerce süpüremediğim, kendime 5 dakika bile vakit ayıramadığım, akşama yemek yapamadığım günler oluyor. Ama işte buna hayıflanmak yerine o günü ne olursa olsun güzel geçirmeye çalışıyorum. Sonuçta zaman öyle veya böyle geçiyor ve hızına yetişemiyorum. Masal'ın mutlu bir bebek olarak büyümesi için çok çabalıyorum ama kendimi ve sevdiklerimi de ihmal etmemeye çalışıyorum.

Bazen denk geliyorum sosyal medyada anneler şahane! Saçlar hep lülük lülük hep fönlü, hep full makyaj, hep gezmelerde, ev zaten şahane temiz, bebek desen musmutlu... Yani bakıyorsunuz her şey dört dörtlük. Hatta mükemmel ötesi.. Yok canlarım o işler öyle olmuyor işte. Şimdi birbirimizi kandırmayalım. Yani bakıyorsunuz kendinizi eksik hissediyorsunuz, çünkü her gün dışarı çıkmak bir yana bebekle dışarı çıkabildiğiniz zamanlarda halay çekesiniz geliyor sevinçten.. Her gün saçlar lülük lülük gezmek bir yana birkaç gün duşa giremediğiniz oluyor. Bu böyle uzar gider.. Ama inanın aslında hiçbir şey göründüğü gibi değil. Yani mükemmel anne gibi görünmeye çalışmaktan başka bir şey değil. Çünkü mükemmel anne diye bir şey yoktur.Ya bir Katya var o evlerde; yemeğe, temizliğe bakan ya bir şeyleri yarım yapıyor ya da gerçekten doğa üstü güçlere sahip! E 3. şık imkansız olduğuna göre geriye kalıyor 2 şık. Her şeyi aynı anda mükemmel yapabilen anne yoktur canlarım. Kendinizi hiç üzmeyin bu konuda. Yani bakıyorsunuz böyle mükemmel annelere kendinizi eksik, yetemiyormuş gibi hissediyorsunuz ya, yapmayın! Çünkü siz bebeğiniz, eviniz, sevdikleriniz ve kendiniz için elinizden geleni yapıyorsunuz! Önemli olan bu! Varsın saç baş lülük lülük olmasın her gün, varsın fellik fellik gezemeyelim bebeklerle her gün, varsın akşama 3 çeşit yemeğimiz olmasın, varsın bruch yapamayalım kankilerle... Biz gerçek birer anneleriz... Ve bence bu mükemmel olmaktan çoook daha güzel!

Bebekli hayat benim için Masal büyüdükçe daha da güzelleşti diyebilirim. Çünkü büyümesine tanıklık etmek, onunla hayatı yeniden keşfetmek çok keyifli.. Verdiği tepkilerden hiç bahsetmiyorum bile! Babası her akşam geldiğinde sevincini görmeniz lazım! Çıldırıyoruz! :) Masal mutlu bir bebek ama mutlu olduğu kadar da çok inat bir bebek.. Bazen ne yapacağım diyorum ben bu minnoşun inadıyla :)
Ek gıda bizim için çok güzel ve değişik bir süreç oldu. Bu konuda detaylı bir yazı gelecek efendim kısa sürede.. Ama şimdilik şunu söyleyebilirim ki ek gıda bizim için kurtarıcı oldu. Bu sayede artık anneme bırakıp eşimle baş başa vakit geçirebiliyoruz. :)
Bebekli hayat çoook güzel.. Ve çoook zor! Büyüdükçe daha da keyifli oluyor evet ve aynı orada daha da zorlaşıyor. Çünkü keşfetmek istiyor, ilgi istiyor, oyun istiyor ve dahası asla yalnız kalmak istemiyor! :)
Onun ihtiyaçlarını karşılamak ve mutlu etmek şuan tek önceliğimiz olsa da kendimizi de ihmal etmiyoruz. Çünkü hep denildiği gibi, mutlu ebeveynler= mutlu bebekler

Bebekli hayat nasıl gidiyor derseniz?
Kabuklu badem yemek gibi derim..
Zorlanıyorsunuz kabuğunu kırarken ama içindeki yemişi bir tatlı bir tatlı ki..
:)

2 yorum:

  1. Ne güzel bir yazı son cümle harika bende de var o kabuklu badem den biri 7 yaşında diğeri 8 aylık.masalsi günler dilerim.optum.

    YanıtlaSil
  2. Ne kadar içten ve ne kadar doğru bir yazı olmuş kaleminize sağlık ☺️ 🎈💜

    YanıtlaSil